Hürriyet

28 Ocak 2014 Salı

Yolculuklarım

Günler,haftalar,aylar ve de yıllar geçiyordu..Bir daldan diğerine atlıyordu kişiliğim.Omuzlarının kokusunun ardından bakmaya alıştığım dünya,ordan sevdiğim dünya ve asıl dünya.Rakının saltanat sürdüğü sofralardan da geçtim,suyun çeşmeden doldurulduğu sofralardan da.Katettiğim yollar sigaramın dumanında göklere bakıyordu.Gökler bölünüyordu.Çocukluğum kanalın birinin karşısında toprak yiyedursun,üzüyordum.Üzülüyordum.Devşirilmiş bir aşığa döndükçe farkediyordum her kadının kolayca jartiyer giyebileceğini. Namusum orospuluğumdur. Kaybediyordum yavaş yavaş.Kızıl kumar masaları kişiliklerimin şehirlerini bir bir tarıyorlardı. Sesler sokaklarımın kaldırım taşlarında bir bir dökülüyordu.Sağırlaşıyordum ve diri vücudumu dükkanlara kaptırıyordum.Ördüğüm şapkaların saçlarım kokusu denizlere dökülüyordu ve yine bir sigara yakmakta buluyordum ikinci kat penceremi. Ayak sesleri ekliyordum eşiklerime, hiç bir zaman tanımak istemeyeceğim ayak sesleri; kulaklarıma hitaben. Deliriyordum. Anlatma isteğim bir anda saçlarını yolup bağırmak istiyordu.Umudum bir tren yolculuğuydu. Bardağımdaki rakının sallantıdan hafifçe kendini kompartıman koltuğuna bırakmasıydı insanlığım. Uluslararası cümlelerde değildi. Tünele geldiğimde gözlerim tuzlanıyordu trenlerde. Bunları hep seviyordum. Yolculuklarım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder