Hürriyet

28 Ocak 2014 Salı

Hakkında

İşlemeye korktuğum günahların portreleriyle püslediğim bir beynin sahibiyim.Sokakta gördüğüm insanlara zamanım yettiğince gözümü kırpmaksızın bakıp geçmişleri hakkında tahminler yürütmek gibi abuk bi hobim var,bi bakıma yalancı psikometri hem de temas olmadan.Paranoyanın dibine vurmuş insanlardanım.En ufak gecikmelerin aksiliklerin ya da bu kapıya çıkabilecek şeylerin ardlarına saçma sapan hezeyanlar bindiririm.Değerin bi değeri vardır ama ben değerin değerini bilmem.Bu sebeptendir hak etmişliği hiçe sayarım,en olmadık absürdlükleri göklere yükseltirim.Sözde planlı hareket ederim ama her daim niyetim ve eylemlerim arasında bir kopukluk vardır.Çok güzel ahkam keserim,sözümü tutamayıp kendimle bolca çeliştiğim zamanlarım olmuyor değil.Bu güvenilmezlik ne yapacağı bilinmezlik durumlarım en büyük kusurlarımdandır.Size bu kötü yanım için milyonlarca sebep sunarım,ama ya sıkılırsınız ya sıkılırım.Dozunda hilebazım.oyunun tam ortasında cebimden sakladığım farklı bi boyayı çıkarıp işin tüm rengini değiştiririm.Tahminleri yanıltmak en büyük eğlencemdir.En büyük kahkahaları "seni çözdüm,seni tanıyorum,hayatını ve kurallarını da..." şeklinde çekilen nutukların karşısında atarım.Bi devir yayınlanan 'ghostbusters' çizgi filmi ne de güzeldi bi daha çıksın diyenlerdenim.bir çok insanın aksine rakı sevmem.En azılı nefretim sigaramın ateşine siper olsun derken feda ettiğim kafamın 2 yanındaki saçlarımdır.Basit ya da karmaşık değilim.sürekli kendi yörüngesinde dönen bi dünyam varmış gibi gözükmesine karşın anlamasını bilene anlaşılırım.niye mi yazıyorum.sie aq

Yolculuklarım

Günler,haftalar,aylar ve de yıllar geçiyordu..Bir daldan diğerine atlıyordu kişiliğim.Omuzlarının kokusunun ardından bakmaya alıştığım dünya,ordan sevdiğim dünya ve asıl dünya.Rakının saltanat sürdüğü sofralardan da geçtim,suyun çeşmeden doldurulduğu sofralardan da.Katettiğim yollar sigaramın dumanında göklere bakıyordu.Gökler bölünüyordu.Çocukluğum kanalın birinin karşısında toprak yiyedursun,üzüyordum.Üzülüyordum.Devşirilmiş bir aşığa döndükçe farkediyordum her kadının kolayca jartiyer giyebileceğini. Namusum orospuluğumdur. Kaybediyordum yavaş yavaş.Kızıl kumar masaları kişiliklerimin şehirlerini bir bir tarıyorlardı. Sesler sokaklarımın kaldırım taşlarında bir bir dökülüyordu.Sağırlaşıyordum ve diri vücudumu dükkanlara kaptırıyordum.Ördüğüm şapkaların saçlarım kokusu denizlere dökülüyordu ve yine bir sigara yakmakta buluyordum ikinci kat penceremi. Ayak sesleri ekliyordum eşiklerime, hiç bir zaman tanımak istemeyeceğim ayak sesleri; kulaklarıma hitaben. Deliriyordum. Anlatma isteğim bir anda saçlarını yolup bağırmak istiyordu.Umudum bir tren yolculuğuydu. Bardağımdaki rakının sallantıdan hafifçe kendini kompartıman koltuğuna bırakmasıydı insanlığım. Uluslararası cümlelerde değildi. Tünele geldiğimde gözlerim tuzlanıyordu trenlerde. Bunları hep seviyordum. Yolculuklarım.